|

Marcel Proust'u tartışırken ne yiyoruz biliyor musunuz? Nevin arkadaşımızın bizim için yaptığı çikolatalı mus,ama bu Marcel Proust'un hizmetçisi Françoise 'nin yaptığı Mus; tarifi 'Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir ' adlı kitaptan alınma,çok heyecanlandık, sanki Swanların sofrasındaydık ;) 
Hem kitap okuma günümüz,hem yılbaşı partimiz :) çok kitap okuyabileceğimiz ,mutlu yıllar 
Lawrwnce Durrell ve iskenderiye Dörtlüsü ' nü sunarken,hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biri,ölmeden önce okumanız gerekenlerden.
Lawrence Durrell güçlü bir yazar olarak en önemli adımını Justine ile attı. Yazar, ilk cildini (Justine) 1957 yılında yayımladığı ve diğer üç cildini de (Balthazar, Mountolive ve Clea) 1960'a kadar tamamladığı 'İskenderiye Dörtlüsü' ile kült yazar mertebesine ulaştı! Akşit Göktürk, Justine'in Türkçe basımı için kaleme aldığı sunuş yazısında eserin dünya edebiyat tarihi için önemini şu sözlerle anlatır: "Lawrence Durrell, romanı bir biçim sorunu olarak ele alışı, insanın iç yaşantısını birçok boyutuyla dile getirme çabası, göz önüne serdiği tikel yaşam kesitleri ardında evrensel bir anlam gözetmesi yönünden, dünya romanının geçmiş büyük ustalarını andırır. 
Osman Hamdi Bey,hepimiz tanıdığımız sanırız,topkapı sarayına kadar gidipde onun yaptırdığı müzeyi kaç kişi gezmiştir,oğlumun adaşı Emre Caner ' e teşekkür ederim,kitaptan bir tek cümle alıyorum buraya,Osman Hamdi Bey 'i tanımanız ve kitabı okumanız içimO kadar büyük adımlar atıyordu ki,dost düşman herkes onun başarısını takdir ediyordu.‘KAPLUMBAĞA TERBİYECİSİ’ TABLOSUNA BAKIŞDüşünün ki,2m 23cm boyundaki tablonun karşındasınız.Bu tablo gerçekte yaratıcısı Osman Hamdi’nin yaşam öyküsüdür.Orta yaşa gelmiş bir adamın dönüp hayatına bakması,sorgulamasıdır. Tablodaki terbiyeci kendisidir,artık sakalları ağarmaya başlamış,hafiften kamburu çıkmış.Yerde sakin sakin kendilerine verilen otları yiyen kaplumbağalar,elinde eğitimde kullandığı ney,boynunda ceza sopası.Eğitim için ney’i kullanması ,bu içli müzik aletini seçmesi,ondaki ince ruhun,duygusallığın simgesidir beklide.Yüzünde hem bir baba şevkati,hem katı bir öğretmen bakışı,ama kaplumbağalar öğrenmeye pek hevesli değiller,uzaklaşmaya başlayanlar bile var,terbiyecininse sabırlı olmaktan başka çaresi yoktur. Emre Caner Osman Hamdi Bey’in romanında şöyle der : ‘batılılaştırmaya çalıştığı muhafazakar bir toplumda eğitici rolü oynamak,gerçekten iğneyle kuyu kazmaya benziyordu’. Osman Hamdi bu tablonun baş yapıtı olduğunun farkındaydı,resmi görenler ise, ne anlatıldığını anlayamamışlardı,kaplumbağa terbiyecisi diye bir meslek var mıydı?Osman Hamdi de o dönemde kimsenin bilmediği meslekler yapmamış mıydı? Ressam,müze müdürü,arkeolog. İlk Türk bilimsel kazılarını başlatan Osman Hamdi dir,Hatuşaş,Boğazköy kazısını o başlatmıştır,1883 de kazılarda çıkan tarihi eserlerin yurt dışına çıkışını yasaklayan yasayı hazırlar.Sadece bu yasanın çıkarılmasını sağlaması bile onun vizyonunu anlatmaya yeter. İlk müzecilik,arkeolojik eserlerin kaydedilmesi,korunması ve sergilenmesi yine Osman Hamdi ‘in zekası,eğitimi ve vizyonunun eserleridir. O kadar büyük işler başarmıştı ki,dostlarıda,düşmanlarıda onu ayakta alkışlıyoru. Emre Caner’e çok teşekkür ediyorum,bizlere bu olağanüstü adamı tanıttığı için,Topkapı Sarayına gidenlere,Osman Hamdi nin yaptırdığı çinili müzeyi gezmelerini öneriyorum,bir tek insanın,ne büyük işler yapabileceğinin kanıtı olan müzeyi. Aslında bir resme veya bir sanat eserine bakarken,yaratıcısının ruhuna bakıyorsunuz demektir.Kaplumbağa Terbiyecisi tablosuna birde bu bilgiler ışığında bakın şimdi. Sanat hep hayatımızın içinde olsun. Lale Ataman
Lawrence Durrell, İskenderiye dörtlüsü, 4.kitap Clea ‘ dan Che face … il gran rifiuto Gelip bulur bazı insanları,o büyük evet Yada büyük hayır ı söyleyecekleri Bir gün.hemen belli olur kendi içinde Evet’ i Hazır bulunduran insan,ve söyleyerek onuOnuruna onur katar ve inancı pekişir.Pişman olmaz Hayır diyen.Hayır derdi yine Bir daha sorsalar.ama yiyip bitirir onu O Hayır –o doğru Hayır- ömür boyuncaKonstantinos Kavafis Herman Hesse Narziss ve GoldmundHaytımda okuduğum en iyi kitaplardan biri.Kitaptan alıntılar: Senin de beni sevdiğinin farkındaydım,ama o gururla bir gün gelip bunu bana söyleyeceğini hiç ummamıştım doğrusu.Sokak ve kentin değişmiş yabancı bir yüzle gözlerinin içinde baktığını gördü ansızın,yüreğimiz kendilerine veda eder etmez alışılmış nesnelerin takındığı bir yüzdü bu.Akla gelebilecek en kesin bir belirginlik ve biçimle donatılmış şeyin nasıl olup da insan ruhu üzerinde,somutluktan alabildiğine uzak ve biçimden alabildiğine yoksun bir nesneninkine benzer etki uyandırabileceğine akıl erdiremiyordu. Sözcüklerin sevgide ne işi vardı,en iyisi susmak değimliydiBazen bir türlü anlamak istemedin beni,genellikle bir keçi gibi inatçılık gösterdin,direttin,her vakit kolay olmadı sana kimi şeyleri anlatmam,çoğu zaman seni kırmak,üzmek zorunda kaldım,seni uyandırmam gerekiyordu,çünkü uyuyordun. 'Annesiz insan nasıl sevebilir? Nasıl ölebilir?
Marcel Proust
Marcel Proust bilgeliğe varmak için iki yöntem olduğunu söyler,bir öğretmen sayesinde ,acı çekmeden varılan bilgelik ve hayat sayesinde acı çekerek varılan bilgelik,ona göre ikinci yöntem daha üstündür,bir sorunla karşılaşıncaya,bir olay umduğumuzdan farklı gelişinceye,acı çekmeye başlayıncaya kadar her şeyi doğru düzgün öğrenmiş sayılmayız.Proust, neden okumamız gerektiğini şöyle anlatıyor: Zaman geçirmek için,yalnızca meraktan,yada yazarın neler hissettiğini öğrenmek için duyduğumuz istek yüzünden değil,’’ insanın kendi içinde neler hissettiğini anlaması için,bir ustanın hissettiklerini kendinde yeniden yaratmasından daha iyi bir yol ‘’ olmadığı için.Başkalarının kitaplarını,kendi hissettiklerimizi anlamak için okumalıyız.Bir yazarın düşüncelerinin yardımıylada olsa,okurken kendi düşüncelerimizi geliştirebilirizOkumak yararlıdır,çünkü okumak,derinlerimizde kilitli tuttuğumuz ve kendi başımıza ulaşamadığımız yerlere sihirli anahtarımızla girmemizi sağlayan,ateşleyici bir etki yaratır.Okuma süreci içinde her okuyucu aslında kendini okur.Yazarın ürettiği yapıt bir optik araç görevi görür yalnızca.Okuyucunun,okuduğu kitap sayesinde kendi kendinin bilincine varması,kitabın gerçekliğinin bir kanıtıdır.
|